Yılın yarısında okuma defteri
Yılın yarısı geçti. Ne okuduğuma bakmak için değil, nasıl okuduğuma bakmak için oturdum.
Sayı tutmayı bıraktım
Yıl başında “bu sene şu kadar kitap” diye bir hedef koymuştum. Şubat’ta fark ettim ki hedefi tutturmak için ince kitaplar seçmeye başlamışım. Kitabın iyi olması değil, bitmesi öncelik olmuştu.
Hedefi sildim. Yerine tek bir kural koydum: kenarına not almadığım kitabı okumuş saymıyorum.
Bu kural sayıyı düşürdü, hatırladığım şeyi ciddi şekilde artırdı. Not almak yavaşlatıyor, yavaşlamak da metinle gerçekten uğraşmayı zorunlu kılıyor.
Nisan meselesi
Grafikteki boşluk beni bir süre rahatsız etti. Sonra şunu düşündüm: o ay yoğundu, akşamları yorgundum ve zorlasaydım okuduğumu anlamadan sayfa çevirecektim.
Alışkanlıklarla ilgili en çok işime yarayan fikir bu oldu — bir zinciri kırdığında önemli olan kırılan halka değil, ertesi ay geri dönüp dönmediğin. Mayıs’ta geri döndüm, mesele kapandı.
Akşam yerine sabah
Kalın bir kitabı üçte birinde bıraktım. Sorun kitapta değildi; akşam onda o yoğunlukta bir metni kaldıramıyorum. Aynı kitabı sabaha aldım, iki haftada bitti.
Basit bir çıkarım ama benim için yeniydi: zor metinler için ayrı bir saat gerekiyor, azim değil.
İkinci yarı
Plan yapmıyorum. Yaptığım her okuma planı iki ay içinde çöktü. Sadece bir şey deneyeceğim: aynı anda birden fazla kitap açık tutmamak. Üç kitabı paralel götürmek verimli geliyor ama sonunda üçünü de yarım bırakıyorum.