Soner SÖZER Notlar, denemeler, okumalar
19 Haziran 2026 4 dk Gündelik

Telefonu başka odada bırakmak

Dikkat dağınıklığıyla ilgili denediğim şeylerin listesi uzun: bildirimleri kapatmak, ekran süresi sınırı koymak, uygulamaları klasöre gömmek, gri tonlama.

Hiçbiri kalıcı olmadı. Hepsinde birkaç gün sonra yolu buluyorsun.

Fark ettiğim şey

Sorun bildirimler değilmiş. Telefon sessizde ve ters çevrilmiş halde masada dururken de dikkatimi çekiyordu. Çünkü elimi uzatmam yeterliydi.

Zorluk eşiği çok düşük olduğu sürece niyet bir işe yaramıyor. Karar vermek zorunda kaldığım her sefer kaybediyordum, çünkü günde yüz kez karar vermek gerekiyordu.

Tek işe yarayan

Telefonu başka odaya bırakmak.

Aptalca basit ama tek fark yaratan şey bu oldu. Kalkmak, yürümek ve geri dönmek gerekiyor. Bu üç adım, otomatik uzanmayı bilinçli bir tercihe dönüştürüyor — ve bilinçli düşününce çoğu zaman gerekmediğini görüyorsun.

Yan etkiler

İlk günlerde huzursuzluk var. Elin boşta kalıyor, birkaç dakikada bir cebine gidiyor. Bu geçiyor, ama geçmesi tahmin ettiğimden uzun sürdü, yaklaşık bir hafta.

İkinci fark ettiğim şey: can sıkıntısı geri geldi. Uzun süredir hiç sıkılmamışım. Sıkılmak hoş bir his değil ama arkasından ilginç şeyler geliyor — aklıma gelen fikirlerin çoğu tam da o boşluklarda çıkıyor.

Sınırları

Bunun herkese uyacak bir reçete olduğunu düşünmüyorum. Beklenen aramalar, ailevi durumlar, nöbet usulü işler var.

Bende işe yaramasının sebebi muhtemelen şu: kural basit, uygulaması net ve irade gerektirmiyor. İrade gerektiren her sistem er geç çöküyor.