Yeniden başlamak
Bu blogu üçüncü kez açıyorum. İlki üniversite yıllarındaydı, ikincisi birkaç yıl önce. İkisi de bir ay dayandı.
Aradan zaman geçince insan neden bıraktığını daha net görüyor.
Yanlış varsayım
İki denemede de yazmak için bir “konumum” olması gerektiğini sanmıştım. Her yazının bir tez taşıması, okuyana bir şey öğretmesi, sonunda toparlayıcı bir cümlesi olması gerekiyormuş gibi geliyordu.
O baskıyla oturunca da hiçbir şey yazılmıyor. Çünkü aklımdan geçen şeylerin çoğu tez değil; yarım fikirler, merak ettiklerim, o hafta fark ettiğim küçük şeyler. Bunları “yazıya değmez” diye eleyince geriye yazacak bir şey kalmıyor.
Bu sefer ne farklı
Kural koymuyorum. Uzunluk hedefi yok, sıklık hedefi yok, konu sınırı yok. Bir şey ilgimi çektiyse ve üzerine iki paragraf yazabiliyorsam yeterli.
Bir de şunu kabul ediyorum: yazdıklarımın çoğu iyi olmayacak. Zaten iyi olması gerekmiyor. Yazmak, düşünmenin bittiği yer değil, düşünmenin devam ettiği yer. Bir konuyu gerçekten anlayıp anlamadığımı ancak yazmaya çalışınca öğreniyorum.
Burada ne olacak
Muhtemelen dağınık bir karışım: okuduğum kitaplar, denediğim alışkanlıklar, kafama takılan sorular, ara ara teknik şeyler. Bir tema aramayacağım. Zamanla kendiliğinden bir tema çıkarsa çıkar.
Yorum bölümü yok, abone düğmesi yok, istatistik takip etmiyorum. Kaç kişinin okuduğunu bilmemek işime geliyor — biliyorsam ona göre yazmaya başlıyorum ki tam olarak kaçındığım şey bu.
Bakalım bu sefer ne kadar sürecek.